Bazı anlardan ibaretti hayat her zaman olduğu gibi, bazen öyle sahipsizdi duygular, anlatmakla başlamak gerek diye düşündüm. Bir türkü çalıyor onu dinler halde penceremden öteye bakıyorum. Elim öylesine yazma hevesinde içim öyle anlatmak istiyor ki yaşanmış, acı vermiş, susulmuş, içime gömülmüş tüm her şeyi. Başlamam gerek, anlatmam gerek. Tarifsiz kelimeleri seçip de talihsiz serüvenler yaşadığım hayatımda her şey bir sınavdan ibaretti beklide. Bir sabır bizim için bu hayat, bir zorluk sınavı. Her şeyi zorla istersen olsun diye diretirsen sonunda olur için yaşayacaklarında büyük oluyor. İnsanoğluyuz biz kalbimiz hep delik. İsteklerimizin de, arzu ettiklerimizin de bir bitişi yok. Hep neden bizim için daha fazlası, hep hırs. Sonucunda olanların basit bir satırla son bulması neden yanlış görünüyor. Birçok şey gördüm hayatımda, bu yaşıma geldim her türlü olmasa da bir türden insan kişiliği tanıdım. Yalancısı, doğrusu, mutlusu, üzgünü, umutlusu, karamsarı, çok rahatı, rahatsızı, hastası, iyisi, ölmek isteyeni de, yaşam dolu olanı da, seveni de, aldatanı da, çalışanı da, tembeli de. Her türden insan gördüm. Görmekle kalmadım, onlarla her şeyi paylaştım, onlara güvendim. Güven çok gerçek olan bir söz, bu sözün arkasında durmak ayrı bir cesaret. Sebeplerine de geleceklere de katlanmak sabırla beklemek gerekir. Söz gelimi hayat için değil de, sözün değerli olduğu bir hayatı tercih etmek kadar önemli. Daha doğrusunu görmek her şeyin ya da yaşamadan kaybolmak en kolayından. Kimdi bizi seçimlere iten inancımız mı? Yoksa çok ayyuka çıkmış olan, inançsızlığımız mı?
Değişik hallere bağımlı bir benliğin içinde anlamlı cümleler içinde kaybolmak. Vurmak her şeyi oradan oraya içinde yaşadıklarını somut bir şekilde yansıtmak odandaki boş duvara bir koltuğa bir yatağa. Delirmiş bir suskunluk içinde bunları yapmak hep bir yerlerde hayal etmek sonralarında kendini. Bazen Kadıköy’de sahilde arkandan dilediğin o anda istediğin bir müziğin çalmasını düşlemek. Ortaköy’desin yanında ne var ne kadar gerçeksin gibi mantıksız sorularla kendinde mantıklı bir yan aramak. Kendinlesin kendin olmak için hayattasın. Yaptıkların ördüklerin yaşadıkların anlatmaya çalıştıkların hepsi dizili değimli zaten boylu boyunca yatağa. Güneşin kararmış bir yanı idi, güneşin kararmış yanında parlamayan hayallerindi. Hep sen parla ol dediğin sevdiğin değer verdiğin değerli kıldığın bazen bir kahraman bazen ise sana destek güç olarak gördüğün dostun, sevgilinin ailenin zamanlı zamansız fersiz sessiz kalması değimliydi senin canını acıtan kararmış güneşin tarafıydı işte ne desen ne denir yalancı kandan şarap yapmış içiyor kan emiyor. Tek seferde 3 yalan söyler o, o durmaz can yakar işte sendin kendinle burada yalnız. Susmak bile seni sakinleştirmez içindeki olanları anlatamaz. Ağlarsın gece gündüz gözlerin şiş mosmor olmuş bu karamsar haller içinde tek çaren vardır, sabretmek. Evet sadece sabretmektir bu yolsuz yönde yürümenin en mantıklı açıklaması. Suallerin arasında kaybolma bak burada bir zulüm var ve senin için diyor ki canımı verene kadar mı senleyim acaba? Cevabını düşün kaybolan ve hayata kardeş olan senin ruhun. Ruhunu kimler ele geçirmiş diye düşünene kadar sahibinin sadece sen olduğunu ve kiralık bedeninde o ruhu temiz tutman gerektiğini unutma. Sabretmeyi başardın evet sen artık aştın sıradaki zorluğun üstesinden gelmenin yolu benim çoğu zaman yapamadığım susmak. Haklı haksız, suçlu suçsuz, her yerde susmak, dinlemek ve sen olana yani kendine hak vermek. Ortam gerici ben haklıyım hevesleri değimliydi zaten bize birçok şeyi kaybettiren. Bunların yapılması yani hatayı işlemenin ardında dersinki hadi kastır. Argoya vurursun bazen kendini, kendine bir virgül atarsın sonra yeniden başlarsın. Benim yazdığım yazıları okuyan sen okurken rüyaya dalarsın uyanık gözlerle sonra biri dokunur kimdir o acaba senim yoksa sensizlik mi? Kaybeden kendin diye bakarsın ona aslın kaybetmek denir ya bir şeyin elinden gitmesidir ya hani gitmeyecektir eğer sen istemezsen. İstersen vazgeçebilir, koyuverebilir, tamam bitti diyebilir, yeter artık diyebilir, karamsar takılabilir ve en sonunda ise kendine tamiri bile olmayan zararlar verebilirsin. Buda senin en doğal hakkındır. Hak konusunda kendine bu kadar acımasız davranabiliyorsan eğer. Şimdi bak karşıya karanlık gördüğün yolda aslında bir ışık yandığını o ışığın yolunun uzak olmasının seni yıldırıp, kendini bir karantina içine sokmanı düşündürebilir, yapma sakin ol sakin bak bir kerelik düşüncenin zararları ile yaşamaya mecbur olma. Hayat birçok kerelerle güzeldir, kendini, dermansız bırakma.