Benim yıllara meydan okuyan hatıralarım var. Kimseyle paylaşmaya cesaret edemediğim gün ışığına çıkmamış, gözyaşlarımı döken birşeyler var, tarifi zor. Her kelimenin zorluğunda hayatla inanılmaz bir mücadeledir bu yaşam. Küçük yaşta zor olduğunu gösterir hayatın, hani deriz ya ailevi sorunlar öyle başlar bazen hayat ve seni büyüdüğünde ne kadar zor bir hayatın olduğunu gösteren sihirli bir küre gibidir. Bu yaşta başlanılan her zorluk, seni ilerde daha zor anlarda dimdik durmaya meyilli hale getiriyor. Çok zor anlarım oldu, herşeyden öte zor dakikalarım. Hepsinde nasıl ayakta durmam gerektiğini bildim diyemem, yalan olur. Sadece durmam gerektiğinin bilincinde hareket ettim.
En basiti ilkokul'a giderken sorunlarım başladı benim. O benim hayata başlarken yaşadığım ve etkilerini şuanda bile yaşadığım büyük ama gerçekten unutulamayan büyük bir sorun, bir hata ama ben tarafından yapılmayan ve sonuçlarını benim çektiğim bir hata. Sonralarında hayatta öyle anlar geçirdim ki şimdi diyorum ben buraya kadar geldim, kendimi bu kadar geliştirdim, böyle iyi bir duruma geldim, bunda herkesin payı büyük. Yani hayatta herkese güvenmenin, her sebepte iyimser olmanın, yüzümün hep gülmesinin aslında bir sebebi var. Ben mutluluğu, mutsuzlukla başlayan hayatta öğrendim.
Mutsuzluğun tarifi nedir ? O öyle bi şeydir ki, kötü sandığın herşey aslında belki çokta kötü değildir. Kötü olsa bile sana "kendine gel, kendine gel" diye bağıran birşeydir. İnsan herşeyi yaşamalı. Ağlayan birine ağlama diye nasihatlar vermeyin ağlasın, ağlamak içindeki tüm kötü düşünceleri dışarı çıkarmaktır. Ben ağlamayı severim, ağlarken beni anlayan biri bana ağlama demez, konuşur benimle, zaten yapılması gereken de bu değilmidir. Herşey hayatta mutlu olmaya değer, biz insanlar hep sorunlarla baş etmekte hep zor yolları denesekte bi yerler değilde içimizde öyle güzel yerler var ki olumlu bakarak bunları görebilir ve en güzeli olan kendimize olan güveni kazanabiliriz.
19 Ekim 2008 Pazar
16 Ekim 2008 Perşembe
Hayatımdaki En Kötü Günlerden Bir Gün
Bugün sabah gayet iyi uyanmanın, aslında kötü bir günün habercisi olduğunu bilmeliydim. Karamsar her dakikanın hiç bir şeyin çözümü olmayacağının farkında olmama rağmen, bu karamsar durumdan bir türlü çıkamıyorum. Bugün, 2 gündür aradığım ama "kesin bir yerdedir ve çıkar" dediğim cüzdanım yok. İnsan kendini böyle bir durumda nasıl hissediyorsa, bende öyle kötü hissettim. Aramadığım kutu, dolap, çanta yani aklıma gelsin gelmesin heryeri kontrol ettim, fakat hala daha bulmuş değilim.
Bir cüzdan insanı bu kadar mı üzer demeyin. Şimdi düşündüğüm ise kartları iptal et, sonra git ehliyetle uğraş ve daha bakalım neler çıkıcak başıma bunlarla uğraşmak. Bu aralar inanılmaz yoğun çalışıyorum ve bu yoğunluğun üzerine böyle berbat bir kötü haber olunca, bir anda "ben nerdeyim, nasıl, neden" gibi felsefi ve mantıksal sorularla başbaşa kaldım.
Aslında birazcık düşünsem "ne yapmışımdır" desem, genede çözüm bulamıyorum. "Sakince bir düşün, bu hafta neler yaptın" diyen o kadar çok kişi oldu ki etrafımda, oda bir çözüm olmadı. Hani demişim senin adına blog "büyüdüm artık" diye harbiden büyüyünce sorunlarda büyük oluyor. Yani anlayacağın sevgili blog ben bu durumdan çok fazla etkilendim ve sanırım bu olaydan sonra canım bir hayli sıkılacak....
Bir cüzdan insanı bu kadar mı üzer demeyin. Şimdi düşündüğüm ise kartları iptal et, sonra git ehliyetle uğraş ve daha bakalım neler çıkıcak başıma bunlarla uğraşmak. Bu aralar inanılmaz yoğun çalışıyorum ve bu yoğunluğun üzerine böyle berbat bir kötü haber olunca, bir anda "ben nerdeyim, nasıl, neden" gibi felsefi ve mantıksal sorularla başbaşa kaldım.
Aslında birazcık düşünsem "ne yapmışımdır" desem, genede çözüm bulamıyorum. "Sakince bir düşün, bu hafta neler yaptın" diyen o kadar çok kişi oldu ki etrafımda, oda bir çözüm olmadı. Hani demişim senin adına blog "büyüdüm artık" diye harbiden büyüyünce sorunlarda büyük oluyor. Yani anlayacağın sevgili blog ben bu durumdan çok fazla etkilendim ve sanırım bu olaydan sonra canım bir hayli sıkılacak....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)